Anasayfa  Takvim  SSS  Arama  Üye Listesi  Kullanıcı Grupları  Kayıt Ol  Giriş yap  

Paylaş | 
 

 Voleybolun Türkiye Tarihçesi

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
sagolumm

avatar

Mesaj Sayısı : 98
Puan : 259
Rep : 0
Kayıt tarihi : 06/03/10
Yaş : 20
Nerden : İstanbul

MesajKonu: Voleybolun Türkiye Tarihçesi   Paz Mart 07, 2010 8:52 pm



Başlangıç Dönemi (1919-1951)
Voleybol Türkiye'ye Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen Mütareke günlerinde
geldi. 1919-1925 yılları arasında İstanbul'da YMCA'in müdürlüğünü yapan
Dr. Deaver adlı Amerikalı, derneğin spor salonunda voleybol oynatmaya
başlamış, kısa zamanda beden eğitimi öğretmenlerimizin ilgisini bu yeni
spor oyununa çekmeyi başarmıştı.
1919'da voleybol daha Avrupa'ya yayılmış değildi. Bulunalı topu topu
yirmi dört yıl olmuş, hele smaçla oynanmaya başlanışının üstünden daha
ancak altı yıl geçmişti.
Calaloğlu'ndaki Erkek Muallim Mektebi'nin beden eğitimi öğretmeni olan
ünlü spor adamı Selim Sırrı TARCAN, YMCA'de görüp oynadığı voleybolu,
bedensel yetenekleri geliştiren, temiz bir spor oyunu olarak benimseyip
öğrencilerine öğretmeye başladı. 1920-1924 yılları arasında Erkek
Muallim Mektebi'nden çıkan beden eğitimi öğretmenleri de bu sporu kısa
sürede okullarımız yaydılar. Kabataş, Vefa, Pertevniyal, Galatasaray,
İstiklal, Haydarpaşa, İstanbul liselerinde yoğunlaşan çalışmalar, önce
okullar arası turnuvalara yol açtı. Voleybol oynayan çocuklar okullardan
mezun olmaya başlayınca da, çalışmalar üniversitelere, kulüplere doğru
genişledi. Bu gün bir basketbol yuvası olarak bilinen İstanbul Teknik
Üniversitesi, o zamanki adıyla Yüksek Mühendis Mektebi, 1924-1944
yılları arasında voleybolun beşiğiydi. Ankara'daki Siyasal Bilgiler
Fakültesi, o zamanki adıyla Mülkiye Mektebi de, voleybola öncülük eden
bir yüksek okuldu.
Kulüpler arası lig maçlarına geçildiğinde voleybolcu sayısı hayli
yükselmişti. Çeşitli kentlerde yapılmaya başlanan şampiyonaları, 1949'da
Türkiye Voleybol Şampiyonası izledi.
Gene de takım sayısı fazla değildi. Örnekse 1951 yılında İstanbul
Voleybol Ligi şu yedi takım arasında oynanıyordu: Altınordu,
Beyoğluspor,Galatasaray, Vefa Kadıköyspor, Kurtuluş, Moda. Bu
takımlardan başa oynayanlar Vefa ile Kadıköyspor idi.
Otuz iki yıl süren bu başlangıç döneminde Türk voleybolu bütünüyle dışa
kapalı kaldığından çok ilkel bir görünümdeydi. Spor Oyunları Federasyonu
adı altında kurulmuş bir federasyon basketbol, eltopu, voleybolu
birlikte yönetmeye çabalıyor, yeterince etkin olamıyordu.




1952'de
Mısır'a giden üniversiteli basketbolcularımızla voleybolcularımız
General Necip'le. Soldan sağa, Muammer(Basketbol, Aleksandre Holyafkim
(Voleybol), Yiğit Ayaşlıoğlu(V), Selçuk Atamer(V), Erdoğan Partener(B),
Vahit Çolakoğlu(Yönetici), Mısır Fahri Konsolosumuz Kemal Faruki, Yılmaz
Gündüz(B), General Necip, Sacit Seldüz(B), Yalçın Okaya(B), Mısırlı bir
subay, Sinan Erdem(V), Mısırlı Binbaşı Behiç, Cemil Sevin(B), Ayhan
Demir(V). Öndekiler: Atilla Erten(B), Ziya Kayacan(V), Orhan Bilgin(V),
Turhan Tezol(B), Nejat Diyarbakırlı(B), Lui Şalabi(V), Seyhan(B),
Valentin Holyafkim(V)


Oysa sporcularımızda dışa açılma özlemi
büyüktü. Öylesine ki, 1946 yılında ülkemize Yunanistan'dan gelen bir
basketbol takımında voleybolcularında yer aldığı öğrenilince, durum
hemen Spor Oyunları Ajanı Turgut ATAKOL'a iletilmiş, onun aracılığıyla
Atina-İstanbul karmaları adıyla bir maç oynanması sağlanmıştı.
Voleybolda ilk yabancı karşılaşmamız olarak anabileceğimiz bu maç, o
zamanki kurallara göre üç set üzerinden oynanmış, 2-0 İstanbul
Karması'nın üstünlüğüyle sona ermişti. Bu karmada yer alan o günün ünlü
oyuncuları şunlardı: Güneri ARTUNKAL, Dinçer ASENA, Mehmet Jeba BERKÖK,
Ayhan DEMİR, Payidar DOBRA,Gültekin GÜLER, Aleksandre HOLYAFKİM,
Valentin HOLYAFKİM, Uğur KALAFATOĞLU, Erdoğan KUTKAN, Sacit SELDÜZ,
Merih SEREZ.
Bu gerçi uluslararası bir karşılaşmaydı, ama bizim hakemlerimizle ( Yani
bizde geçerli kurallarla) üstelik de öncelikle basketbolcu olan
sporculara karşı oynanmış, tam anlamıyla bir "dostluk" maçıydı. 1952
yılında ise başka bir uluslararası karşılaşma Türk voleybolunun
görünümünü bütünüyle değiştiriverdi.
Dışa Açılma(1952-1957)
O dönemde Türk voleyboluna yalnız oyunculuğu, antrenörlüğüyle değil,
girişimci kişiliğinden kaynaklanan gönüllü yöneticiliğiyle de büyük
katkılarda bulunan Ayhan DEMİR, 1952 yılında, ne yapmış ne etmiş,
üniversiteli sporculardan kurulu bir basketbol takımı ile bir voleybol
takımını, Mısır'ın çağrılısı olarak Kahire'ye *****ürmüştü.
Türk voleybolcuları orada yabancı hakemlerden, bizde uygulanan
kuralların çoktan değiştirilmiş olduğunu, oyunumuzun dizilişlerden
vuruşlarımıza kadar pek çok yönüyle uluslararası kurallara uymadığını
öğrenince, büyük bir düş kırıklığına uğradılar. yurda dönüldüğünde Spor
Oyunları Federasyonu'na başvurulup durum ayrıntıları ile anlatıldı :
Yıllardır yabancı karşılaşma yapmamak, kuralları izlememek yüzünden,
utanç verici bir duruma düşülmüştü.




İlk
ulusal takımımız. Soldan sağa ayaktakiler: Aleksandre Holyafkim, Marsel
Şalabi, Ayhan Demir, Sacit Seldüz, Saman Bergerden, Sinan Erdem, Lui
Şalabi. Oturanlar: Vahit Çolakoğlu, Muammer Pamuk, Haluk Kanbay(Antr.),
Faik Gökay(S.O.F. Başkanı), Tevfik Artun(Hakem). Öndekiler: Ziya
Kayacan, Gültekin Gürel, Selçuk Atamer, Valentin Holyafkim, Yiğit
Ayaşlıoğlu.


Bunun üzerine, 1953'de, Yugoslavya ile
İstanbul'da bir maç yapılması için harekete geçildi. Bir ulusal takım
seçilip Mısır'da edinilen bilgilerin elverdiğince çalıştırıldı. Takımda
yer alan oyuncular şunlardı.
Selçuk ATAMER,
Yiğit AYAŞLIOĞLU,
Saman BERGERDEN,
Ayhan DEMİR,
Sinan ERDEM,
Gültekin GÜREL,
Aleksandre HOLYAFKİM,
Valentin HOLYAFKİM,
Ziya KAYACAN,
Sacit SELDÜZ,
Lui ŞALABİ,
Marsel ŞALABİ



Spor ve Sergi Sarayı'nda oynanan bu ilk beş setlik maçımızda ulusal
takımımız Yugoslavların yadırgadığı çekmelerle bir set kapıp 3-1
yenildi.
Yugoslavlar pasör kaçırarak üç oyuncuyla hücum ediyorlardı. Bizim
voleybolumuz ise daha üç pasör üç smaçör anlayışını aşmış değildi.
Nerden vuracağı önceden belli tek smaçörle hücum ediyorduk.
Bu maçı bir Türk başhakem yönetmese büsbütün çaresiz kalacaktık. Çünkü
daha faullü vuruşlarımızı düzeltebilmiş değildik.
Spor Oyunları Federasyonu yetkilileri, durmadan gelişen dünya voleybolu
karşısındaki durumumuzu gözleriyle görünce, sporcularımızı,
antrenörlerimizi eğitmek üzere, Yugoslavya'dan bir antrenör getirdiler.
Danila POJAR adındaki bu antrenör Türkiye'deki maçları izledi, kurslar
açtı, takımlarımızın çağdaş yöntemlerle çalıştırılmaları için gerekli
bilgileri verdi.
Aynı yıl Ankara'da düzenlenen üç üniversite takımı arasındaki
uluslararası turnuvayı, Yugoslavya ile Yunanistan'ı yenen Türkiye
kazandı.
Ama, bir yıl sonra, 1945'de, Belgrat'ta yapılan ikinci ulusal maçımızda
Yugoslavya'ya gene, hem de 3-0 yenildik. Maç on yedi dakika sürmüş, Türk
takımı çözülüp gitmişti. Ama artık faullü çekmelerle oynamıyor, smaç
vuruyorduk.




Belgrat'ta
Yugoslavya ile oynadığımız ikinci ulusal maçımızda görev alan
voleybolcularımız soldan sağa: Sinan Erdem(K), Ayhan Demir, Orhan
Bilgin, Şakir Erman, Mahir Aras, Semih Aygıt, Burhan Yamanoğlu, Ali Rıza
Olcayto Cihat Özgenel, Erdoğan Teziç, Lui Şalabi, Valentin Holyafkim.


1955 yılında ulusal takımımız hiç maç
yapmadı. Ama yabancılarla oynamanın, iyi takımları görmenin önemini
anlayan sporcular dışa açılmanın başka yollarını aradılar. 1953'den
1957'e kadar sürekli hem İstanbul, hem Türkiye Şampiyonu olan
Galatasaray takımı, ulusal takımın birçok oyuncusunu da içinde
bulunduran kadrosuyla 1955 yılını yabancı karşılaşmalarla geçirdi.




1954'de,
Belgrat'taki ulusal maçımızı açık havada bir sağanak yağmur sonrasında,
mazot döküp yakılarak kurutulan, toprak bir voleybol alanında
oynamıştık. Ayhan Demir(4) plase atıyor, Valentin Holyafkim(3) ile Lui
Şalabi dublaja girmişler. Pası Cihat Özgenel yükseltmiş.


En güvenilen oyuncu, Ayhan DEMİR, o
günlerin anlayışına uyarak, takımının antrenörlüğünü de yapmaktaydı.
Önce Bulgar takımlarıyla oynandı. Sonra Fransa'da iki Yugoslav, bir
İtalyan, bir Fransız takımının katıldığı beşli bir turnuvaya gidildi. bu
turnuvada Galatasaray iki Yugoslav takımının arkasından üçüncü olmak
başarısını gösterdi.
Ertesi yıl, 1956'da, Türkiye Paris'de yapılan üçüncü Erkekler Dünya
Şampiyonası'na katıldı. Sovyetlere 3-0, Kore'ye (2-0 öndeyken) 3-2
yenilerek klasman grubuna kalan takımımız Avusturya ile Luxemburg'u 3-0
yenip Hindistan'a 3-0 yenilerek sıralamada yirmi ikinci oldu.
Takımı maçlara kaptan Ayhan DEMİR hazırlamış, hem oyunculuk, hem koçluk
yapmıştı. Oysa bütün takımların kenarda oturan antrenörleri vardı.
Dünya Şampiyonası'ndan, "Kore maçını kaçırmasaydık çok daha iyi bir
derece alacaktık" görüşüyle, uluslararası maçlara iyice alışılmış olarak
dönüldü.
1957'de, İstanbul'da, Fatih Kupası adıyla çok büyük bir turnuva
düzenlendi. Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan,
Yugoslavya, İran ile Türkiye'nin katıldığı bu turnuvaya takımımız
Çekoslovakya'dan getirilen ünlü bir antrenör, Jiri KOBRLE hazırladı.
Türkiye yalnız İran'ı 3-0 yendi, öbür takımlardan set alamadı, ama artık
biz de voleybolu, bu alanda ileri gitmiş dünya ülkelerinin oynadığı
gibi oynuyorduk. Seyircilerimiz, tribünlerdeki genç sporcularımız ise,
"güç voleybolu" denilen sporun özelliklerini en yüksek düzeyde
oynayanlardan görmek olanağını elde etmişlerdi. Bu tarihten sonra spor
çevrelerinde voleybola verilen önem birdenbire arttı.
Ulusal takımımız çalıştıran Jiri KOBRLE'den, memleketine dönmeden önce,
antrenör kurslarında da yararlanılarak Doğu Avrupa voleybolunun kurumsal
özelliklerinin öğrenilmesi yolunda önemli bir adım atılmış oldu.
Doğu Avrupa Voleybolu (1958-1967)
1958'de Voleybol-Eltopu Federasyonu kuruldu. Eltopunun o dönemde yaygın
bir spor olmadığı düşünülürse, bu ayrılmanın voleybol için önemi kolayca
anlaşılır. Voleybol artık yüksek düzeydeki yöneticilerce de önemsenen,
atılım yapması beklenen bir spordu.
1958'de, Çekoslovakya'nın Prag kentindeki Avrupa Erkekler Şampiyonası'na
takımımızı hazırlaması için ünlü Rumen antrenör Nicolae SOTIR çağrıldı.
Türkiye bu şampiyonada on birinci olurken Avusturya(3-0),
Arnavutluk(3-1),Mısır(3-0),Finlandiya(3-1) gibi takımları yendi. Doğu
Avrupa voleybolunu artı başarıyla uyguluyor, Batı Avrupa takımlarıyla
başa baş oynayacak duruma gelmiş görünüyorduk. Tıpkı Kobrle gibi, Sotir
de antrenör kursları yöneterek voleybol adamlarımızın kuramsal yönden
gelişmelerine katkıda bulundu.
Fatih Kupası maçlarının gördüğü büyük ilgiden güç alan Federasyon,
İstanbul'da uluslararası turnuvaları belli aralarla tekrarlamaya
başladı. 1965'e kadar dört İstanbul Enternasyonal Voleybol Turnuvası
izlendi. Dünyanın en güçlü voleybol takımları olarak bilinen Sovyetler
Birliği, Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Yugoslavya, Macaristan,
Polonya'nın ünlü oyuncuları, seyircilerimizin, özellikleriyle
tanıdıkları sporcular oldular. Voleybol oynamaya heves eden
çocuklarımızın sayısı arttığı gibi, voleybola yeni başlamış olan küçük
yaşlardaki sporcularımızın görgüsü de büyük oranla arttı.




Fatih
Kupası maçlarına katılan ulusal takımımız soldan sağa: Ayhan Demir(K)
Şakir Erman, İrfan Yener, Güngör Demirtaş, Burhan Yamanoğlu, Ender Kurt,
Sinan Erdem, Erdoğan Teziç, Şevket Güventürk, Atilla Sesören, Ömer
Kuntay, Değer Eraybar, Nasuhi Ünlü, Yiğit Ayaşlıoğlu, Antr. Jiri Kobrle.




Galatasaray
Bulgaristan'daki maçlarından birinde. Soldan sağa: Yiğit Ayaşlıoğlu(K),
Ayhan Demir, Değer Eraybar, Aral Sürek, Sinan Erdem, Pavlo Ditovski,
Erdoğan Teziç, Oral Yılmaz, Özer Ödelli, Egemen Güredin, Güngör
Demirtaş, Ertan Pamir.


Bu arada kurslar yönetmek, ulusal
takımlarımızı çalıştırmak için, bir Rumen antrenör daha geldi Nicolae
MURAFA.
Bu antrenörün büyüklerin yanı sıra genç erkek takımımızı da
çalıştırması, voleybolumuzda yeni bir kuşağın söz sahibi olmaya
başladığı 1966 yılına denk düşmüştü.
Doğu Avrupa voleybol anlayışına bağlı, uzun süreli, programlı
çalışmalara yatkın bir antrenör olan Hilmi TÜKEL'in, kendi yetiştirdiği
gençlerden kurulu Fenerbahçe takımı, bu dönemde, tam bir serpilmenin
eşiğindeydi. Daha başlarken Doğu Avrupa voleybol anlayışına göre
hazırlanmış olan bu yükselme özlemi içindeki sporcular, Murafa'nın
çalıştırdığı genç ulusal takımda yer alıp uluslararası deneyim
kazanınca, 1966-1967 dönemi İstanbul birinciliğini, Galatasaray'ın
yılların şampiyonu "Yenilmez Armada"sından koparmayı başardılar.
1966 yılı Ağustosunda Macaristan'da yapılan Genç Erkekler Voleybol
Şampiyonası'nda Türk takımı on ikinci oldu.




1966-1967
döneminde İstanbul birinciliğini kazanan Fenerbahçe'nin genç kadrosu,
yöneticilerin ilgisizliği yüzünden dağılıncaya kadar, hep başarılı oldu.
1968'de bir Galatasaray maçına çıkan ilk altı: Özcan Sarıtürk(9),
İbrahim Vuran(10), Mehmet Toydemir(1), Deniz Esinduy(4), İsmail Vuran(3)
Ahmet Özkan(11)


Aynı yılın Ekim ayında Çekoslovakya'da yapılan altıncı Erkekler Dünya
Şampiyonası na katılan takımımıza antrenör Murafa bu genç takımdan beş
oyuncu aldı. 1956-1968 yılları arasında ulusal takımımızın değişmez
adamı Değer Eraybar takım kaptanıydı. Türk voleybolunun Doğu Avrupa
anlayışına geçiş döneminde yetişmiş en büyük sporculardan biri olan, bu
öğrenme, değerlendirme, uygulama gücü yüksek oyuncu, Murafa'nın
yardımcılığını yapıyor, antrenörlüğe dönüm yıllarında, otuz yaşının
olgunluğuyla, voleybolumuzu alttan gelen kuşağa aktarmakta önemli bir
rol oynuyordu.

Murafa'nın gençleştirilmiş takımı,
Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'nda on beşinci olma başarısını
gösterdi. Bu başarı sözcüğünün gelişigüzel kullanılmadığını belirtmek
için, sıralamada altımızda kalan takımların adlarını verelim: 16-İtalya;
17-Küba; 18-Fransa; 19-Finlandiya; 20-Batı Almanya 21-Moğolistan;
22-Danimarka.
Ertesi yıl Türkiye çok büyük bir organizasyonu yüklendi: 1967 Avrupa
voleybol şampiyonaları. Yirmi erkek, on yedi kız takımının katıldığı
maçlar Ankara, İstanbul, İzmir, Adana'da 26 Ekim günü başladı. Finalleri
ise kızlar İzmir'de erkekler İstanbul'da oynadılar.
İstanbul'da Sovyetler Birliği, Çekoslovakya, Polonya, Romanya,
Macaristan, Doğu Almanya, Yugoslavya, İtalya arasında oynanan, bir hafta
süren maçlar, tribünleri dolduran genç sporcularımız için eşsiz bir
görgü eğitimi olduğu gibi, voleybola birtakım yeniliklerin gelmekte
olduğunu da açıkça gösterdi.
1966'da, Çekoslovakya'da yapılan Erkekler Dünya Şampiyonası'nda
Japonların sergilediği Asya voleybolunun hareketleri, Sovyetler Birliği,
Çekoslovakya Polonya, Romanya takımlarının oyuncularınca deneniyor, bir
yıl önce Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na katılmış olan
voleybolcularımızın anlata anlata bitiremedikleri "Japon Voleybolu"
tribünlerin başlıca konusu olmayı sürdürüyordu.





1966'da
Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na katılıp on beşinci olan ulusal
takımımız. Soldan sağa ayaktakiler: Bahattin Şençağda, Aşkın Uygur,
Abdullah Yaşar, İbrahim Vuran, Mustafa Topaç. Öndekiler: İlhan
Çetinkaya, Deniz Esinduy, Aziz Kalaoğlu, Şakir Tunçkol, Tunç Kurtböke,
Değer Eraybar(K)


1958-1967 yılları arasındaki kısa
dönemi Türk voleybolunun çok iyi yönetildiği, parlak bir dönem olarak
anmak gerekir.
Voleybolumuzu bu dönemde bilgisizlik batağından kurtarılıp uluslararası
turnuvalarda dereceye girecek düzeye yükseltilmiş, çok başarılı
sporcular yetiştirilmiş, antrenör kursları açılmış, dünyanın en büyük
takımları Türk seyircilerinin karşısına tekrar tekrar çıkarılmış, kız
ulusal takımı kurularak şampiyonalara sokulmuş, yapılan yoğun
çalışmalarla uluslararası voleybol çevrelerinde saygınlık kazanmamız
sağlanmış, bunun sonucu olarak da Vahit ÇOLAKOĞLU, Sinan ERDEM, Meno
ZAMBOĞLU gibi yöneticilerimiz dünya voleybol kuruluşlarında uzun yıllar
sürecek çok önemli görevlere getirilmişlerdir.
Asya Voleybolu(1968-1975)
1966'da Murafa'nın Çekoslovakya'daki Dünya Şampiyonası'na *****ürdüğü
ulusal takımımızın beş genç oyuncusu Deniz ESİNDUY, İlhan ÇETİNKAYA,
Aziz KALAOĞLU, Mustafa TOPAÇ, İbrahim VURAN idiler. "Japon voleybolu"nu
genç yaşta, gelişme yıllarında görme olanağı bulan bu
voleybolcularımızdan İlhan ÇETİNKAYA ile İbrahim VURAN, özellikle
yeniliklere açık, gelişme, ilerleme özlemi içinde gençlerdi. Her ikisi
de oynadıkları takımlarla Asya voleybol anlayışının hareketlerlerini
sokmakta öncülük ettiler. Antrenörlük de yapan ilhan ÇETİNKAYA
çalıştırdığı takımları bütünüyle bu anlayışa yönlendirdi. Ayrıca, 1971
yılında, genellikle Japon antrenörlerin yaptıklarından kaynaklanan, Asya
voleybol anlayışının kurumsal temellerini, uygulama tekniklerini
açıklayan, Voleybol adlı bir kitap da yayımlandı.
1966'da ulusal takımımızın kaptanlığını yapan, sporculuğu bırakıp
bütünüyle antrenörlüğe adanma hazırlıkları içindeyken "Japon
voleybolu"nu görme olanağını elde eden Değer ERAYBAR ile dünya
voleybolunu yakından izleyen Ankaralı iki antrenör, Cafer AKSAKAL ile
Cengiz GÖLLÜ de, çalıştırdıkları takımlarda, asya voleybol anlayışının
file hareketlerini uygulamaya başladılar. Örnekse, Cengiz GÖLLÜ'nün
antrenör, İlhan ÇETİNKAYA'nın oyuncu olduğu ODTÜ'de, 1968-1971 yılları
arasında, kısa, kurşun, jet, alçak, çapraz Romen paslarla oynanıyordu.





Altınyurt'un
Deplasmanlı Lig'e yükseldiği yılki kadrosu. Soldan sağa ayaktakiler:
Dünya Baltacıoğlu, Cabir Ayçe, Erdan Çokay, Eşref Yıldırımer, Nuri
Demirel, Ahmet Ersen. Öndekiler: Selim Çavuşoğlu, Ahmet Bulgulu(K),
Erdal Gürkan, Raffi Tülbentçi, Atıf Tezerten.


Doğu Avrupa voleybol anlayışıyla
yetişmiş olan sporcuların Asya voleybol anlayışının kaçınılmaz koşulu
olan erken sıçramaları kolay kolay benimsemedikleri, erken kısayı ölü
kısaya, kurşun pası kaydırak pasa dönüştürerek hep topun pasörün elinden
çıkmasını beklemek eğilimi içinde oldukları, ayrıca kurşun jetleri de
bombeli jete dönüştürdükleri bir gerçektir. İlhan ÇETİNKAYA kitabında
erken sıçramanın (Flash hareketinin) önemini açıkça belirtmiş olsa da,
bu geçiş döneminde, başka bir voleybol anlayışıyla yetişmiş
oyunculardan, özlenen sonuç alınamamış olabilir.
Nitekim 1970-7971 yıllarında ulusal takımlarımızı çalıştıran Bulgar
antrenör Kosta ŞAPOF, erken sıçrama üzerinde pek durmamış, hızlı
voleybolu, Avrupalıların "Quick" dedikleri "çabuk" smaçlarla oynatma
yolunu seçmiş, ölü kısa, kaydırak, bombeli jet paslarla yetinmek zorunda
kalmıştır.
Altınyurt'da 1972'ye kadar yapılan hızlı voleybol çalışmaları da bu
anlayış çerçevesindeydi. Avrupalıların çabuk smaçlarıyla bir oyun
anlayışını uyguluyorduk.




Voleybol
Federasyonu'nun 1971 yılında başlattığı Asya voleybolu çalışmalarının
ilk ürünü olan bu genç ulusal takım, Ankara'da yapılan, 1972 Balkan
Gençler Şampiyonası'nda üçüncü olmayı başardı. Ama özlenen voleybolu
oynayamadı. Araya kısa, alçak paslar sokulduysa da, kendi seyircimiz
önünde daha ilerisi göze alınamadı. Semih Oktay(10), Dünya
Baltacıoğlu(1), Harun Akkıvılcım(2), Şükrü Yengi(11), Sedat Yavuz(12),
Selim Çavuşoğlu(3)


1972'de Ankara'da yapılan Balkan
Gençler Şampiyonası'nda erken sıçramaları deneyen Bulgar takımını
izleyince, flash hareketinin nasıl yapılması gerektiği konusunda kesin
bir görüşe varmış olduk.
Bu tarihten sonra Altınyurt Asya voleybol anlayışına giden yolda büyük
bir atılıma girdi. Türk voleyboluna birbiri ardına yeni file hareketleri
getirdi. Önce seyircilerin, giderek bütün genç voleybolcuların ilgisini
çeken bu oyun tarzına "Altınyurt Tarzı" denmeye başlandı.
Asya voleybolu, seçkin sporcuları az olan, yetiştirdiği iyi oyuncularını
sürekli başka kulüplere kaptıran Altınyurt'un, her şeye karşın, önce
yükselmesini, sonra da uzun yıllar Deplasmanlı Lig'de kalabilmesini
sağladı. Ama önlerde yer almayan bir takımın getirdiği yenilikler,
beğenilse de, öbür takımları yeterince etkilemedi.
1971 yılında Voleybol Federasyonu Teknik Komitesi, ulusal takımlarımızın
başarılı olabilmeleri için, Doğu Avrupa oyun anlayışından uzaklaşıp
Asya oyun anlayışına yönelmemiz gerektiği konusunda bir karar aldı. Bu
yönde bir başlangıç yapılması için de genç ulusal erkek takımının başına
antrenör olarak Cafer AKSAKAL getirildi. İstanbul, Ankara İzmir'de
geniş bir çalışma başlatıldı. Bu çalışmalarda antrenörleri, oyuncuları
(özellikle Asya voleybol anlayışıyla yetiştirilmekte olan pasörleriyle)
Altınyurt'lular da görev aldılar.




1973
yılında, Adana'da, dört takım arasında yapılan 50.Yıl Turnuvası'nda,
Değer Eraybar'ın çalıştırdığı ulusal takımımız şampiyon oldu.
İspanya'yı, İran'ı 3-1'lik sonuçlarla yendik, final maçında ise Batı
Almanya setler 1-1 iken oyunu yarım bırakıp alandan çekildi. Final
maçının ilk altısı: Erdal Önder(4), Murat Över(Cool, İbrahim Vuran(10),
Oktay Kökten(2), Semih Oktay(7), Aziz Kalaoğlu(6)


Çeşitli turnuvaları, şampiyonaları
içeren, aralıklarla sürdürülen iki yıllık bir çalışma sonucunda, hızlı
voleybol oynayabileceğine inanılan bir takım oluşturuldu.
Cafer AKSAKAL'ın 1973'de Hollanda'da yapılan Avrupa Gençler
Şampiyonası'na *****ürdüğü bu takım orada beş maç kazandı, üç maç
yitirdi, on dördüncü oldu. Ama takımımızın oynadığı voleybol büyük
övgülerle karşılandı.
Hollanda'daki maçları izlemiş olan Nejat ALTAV şöyle yazıyordu: "Yirmi
beş yıla yakın voleybolun içinde hakem ve gazeteci olarak bulunduğum
sürede iddia edebilirim ki genç takımımız, ilk defa modern voleybol
oynamıştır.(...) Eski voleybol klasik yüksek pasları yerine fileye
paralel gelen topları vurmaya hazır üç smaçörümüzü bir anda karşılarında
gören Macarlar şaşırmış ve blokları çökmüştü."
Almanlara teknik direktörlük yapan ünlü Rumen antrenör Sebastian
Mihailescu da şöyle diyordu: "Grubumuzda Türkleri favori görüyorum. Zira
modern voleybolu gerçekten uyguluyorlar."
Evet, Asya voleyboluna artık "Japon voleybolu" değil, "modern voleybol"
deniliyordu. Yani herkes bu tarzı benimseme yolundaydı.
Türkler ise bu voleybolu Mihailescu gibi bir antrenöre bile beğendirecek
düzeyde oynayabiliyorlardı.
Bu umut ışığı, ne yazık ki, yaşları dolan oyuncuların takımdan
ayrılmaları, Cafer AKSAKAL'ın da ertesi yıl antrenörlüğü bırakmasıyla
sönüverdi.
Ama Asya voleybolunun file hareketleri genç ulusal takımlarımızdaki
oyuncular aracılığıyla kulüp takımlarına yayılmaya başlamıştı.




Umut
Ulusal Takımı'nın, ne yapılmak istendiğini çok iyi bilen, çağdaş
voleybola gönül vermiş, birbirine bağlı gençlerden kurulu bir kadrosu
vardı. Soldan sağa: Selim Çavuşoğlu, Serap Gençsu(K), Yusuf Hakim, Şakir
Kayhan, Antr. Mehmet Bengü, Dünya Baltacıoğlu, Eşref Yıldırımer, Serdar
Çağan, Cumhur Tezesen, Gökhan Esentan, Ahmet Özç*****, Secaattin
Yetiştiren, Mehmet Gündüz


1975 yılında, Altıyurt Kulübü'nde,
federasyon Teknik Direktörü Ayhan DEMİR'in başkanlığında yapılan, Mehmet
BENGÜ, Enver GÖÇENER, Cahit ERDOĞUŞ'un katıldıkları bir toplantıda,
1971'den bu yana genç ulusal takımlarda çalıştırılan oyuncularla bir
Umut Ulusal Takımı oluşturmak düşüncesi ortaya atıldı. Asya voleybol
anlayışıyla oynatılacak olan bu takım dört yıldır verilen emeklerin
ürününü toplayacaktı.
Teknik, taktik antrenörlüğünü Mehmet BENGÜ'nün, kondisyon antrenörlüğünü
Enver GÖÇENER'in üstlendiği Umut Ulusal Takımı'na şu oyuncular seçildi:
Selim ÇAVUŞOĞLU, Serap GENÇSU, Dünya BALTACIOĞLU, Serdar ÇAĞAN, Yusuf
HAKİM, Ahmet ÖZÇ*****, Mehmet GÜNDÜZ, Secaattin YETİŞTİREN, Şakir
KAYHAN, Cumhur TEZESEN, Eşref YILDIRIMER, Gökhan ESENTAN.
Asya voleybol anlayışının üstünlüğünü kanıtlama özleminin yarattığı
büyük bir coşkuyla hazırlanan takımımız, 1975 yılı Temmuz ayında, Batı
Almanya'nın Mannheim kentinde, Romanya, İtalya, Batı Almanya genç ulusal
takımlarının katıldığı dörtlü bir turnuvaya *****ürüldü.
İlk maçımızda Batı Almanya'yı şaşkına çevirerek 3-0 yendik.(Aslında çok
iyi hazırlanmış olan Alman takımı ertesi gün İtalya'yla 3-2 lik bir maç
oynadı, son gün ise Romanya'yı 3-2 yenmeyi başardı.) İkinci maçımızda,
büyük bir çekişmeden sonra, Rumenlere 3-2 yenildik. Hem Romanya'yı, hem
de Batı Almanya'yı yenen İtalya'yla oynayacağımız üçüncü maç şampiyonluk
maçıydı. Prof. Anderlini nin antrenörlüğünü, sonraki yılların ünlü
oyuncusu Lanfranco'nun kaptanlığını yaptığı, büyük umutlarla bakılan
güçlü İtalyan genç takımı, Türkiye karşısında 3-0 lık umulmadık bir
yenilgiye uğradı. Romanya ile İtalya gibi iki voleybol ülkesini geride
bırakarak şampiyon olduk.




1979-1980
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nın Ankara'da oynanan final maçlarında
Eczacıbaşı, Finlandiya'nın Pieksamaky takımını yenerek, İtalyan Clippan
Torino ile Çekoslovak Bratislava takımlarının arkasından Avrupa üçüncüsü
oldu. Soldan sağa: Oktay Kökden(K), Ata Onar, Uğur Acar, Serdar Çağan,
Brunko İliev, Kurtaran Mumcu, Paidar Demir, İvan Seferinov, Faruk Saran,
Selim Öztreves, Fatih Toptaş, Zeki Uslu


Asya voleybol anlayışı ikinci umut
ışığını yakmıştı.
Yurda dönüldüğünde Umut Ulusal Takımı na yeni bir görev çıktı. Mart
ayında Fransa'da yapılan Batı Avrupa Kupası maçlarında yöneticilerle
aralarında geçen bazı tatsız olaylar yüzünden Erkek Ulusal Takımımızın
oyuncuları, Akdeniz Oyunları için yapılan çağrıya gelmemişlerdi.
Mannheim'daki başarının sağladığı güvenle Federasyon, Cezayir'deki
Akdeniz Oyunları'na umut Ulusal Takımı'nı göndermeye karar verdi.
Cezayir'de yaptığımız üç maçtan ilkinde Fas'ı 3-0 yendik, ikincisinde
İtalya'ya 3-0 yenildik, klasmanda Mısır'la oynadığımız maçı 3-1
kazanarak sıralamada beşinci olduk. Ülkemizdeki Asya voleybolu
çalışmalarının en üst düzeye ulaştığı 1975 yılından sonra ise bir geri
dönüş yaşandı. İkinci umut ışığı da sönmüştü. Eski voleybolcularla yeni
voleybolcuların bir arada yer aldıkları ulusal takımımız, iki anlayış
arasında bocalamaya başladı. Maçlar oyuncuların becerilerine,
alışkanlıklarına göre düzenlenen, eski mi yeni mi anlaşılmaz bir
sistemle oynanır oldu.
Çağdaş Voleybol(1976-»»»»)




1979-1980
Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası'nın Çekoslovakya'da oynanan final
maçlarında Eczacıbaşı Çekoslovak Buda Hvizda, Macar Nim-Se, Arnavut
Dinamo Tiran takımları arasındaki zorlu çekişmede başarıyla sıyrılıp
Avrupa ikincisi oldu. Soldan sağa ayaktakiler: Nurdan Ayçelik, Selcan
Teoman, Lilia Venkova, Antr. Cengiz Göllü, Hülya Erçin, Arzu
Bağdatlıoğlu, Sibel Bileke, Öndekiler: Aylin Üstündağ, Çiğdem Erman,
Meral Kalfaoğlu, Yrd. Antr. Özden Şahsuvaroğlu, Hülya Odabaşı, Meral
Özdemir. Violet Kostende


Asya voleybol anlayışı aşağı yukarı on
yıl içinde bütün ileri gitmiş voleybol ülkelerini etki alanına almıştı.
Her ülke kendi voleybol anlayışını gözden geçirip köklü değişikliklere
uğratmış, kısa sürede dünya voleybolu bambaşka bir görünüm kazanmıştı.
Artık her şey ortaklaşa kullanılıyordu. "Asya voleybolu", "Japon
voleybolu" demenin de bir anlamı kalmamıştı; "Çağdaş voleybol"
deniyordu.
Türkiye ise iki anlayışı birlikte sürdürmekte en fazla direnen
ülkelerden biri oldu. Çünkü en seçkin oyuncular kurum kulüplerinde
toplanmışlardı. ODTÜ, Altınyurt gibi amatör kulüplerdeki, ulusal
takımlardaki çalışmalar, amacı yalnızca şampiyonluk olan kurum
kulüplerini etkilemiyor, "Riskli voleybol" diye adlandırılan çağdaş
voleybol bu takımlara bir türlü giremiyordu. Genç oyuncuların ulusal
takımlardan *****ürdükleri hareketler, başarılı olabildikleri sürece,
oyunu süslemek için kullanılıyor, böyle "fantezi" hareketlere genellikle
kolay maçlarda göz yumuluyordu.
Bu yanlış tutumu kıran kulüp Eczacıbaşı oldu. Kuruluşunda, Deplasmanlı
Lig'e yükselişinde Ayhan DEMİR'in büyük emeği olan bu kulübün, "Başarıya
hangi tarz *****ürüyorsa o tarz iyidir" görüşünü savunan yöneticileri,
içerdeki başarılarla yetinmeyerek Avrupa Kupalarında başarı aramaya
başlayınca, hem erkeklerde, hem kızlarda çağdaş voleybola yönelmek
gereği duydular.
Ayhan DEMİR'den sonra teknik direktörlüğe getirilen Cengiz GÖLLÜ,
aslında , Türkiye'de Asya voleybol anlayışının file hareketlerini ilk
uygulatan antrenörlerden biriydi. Ayrıca, 1971 yılında, ulusal
takımlarımızın Asya voleybol anlayışına yönelmeleri gerektiği konusunda
karar alan Voleybol Federasyonu Teknik Komitesi'nin de bir üyesiydi.
İçerde, kolay, hataları en aza indiren Doğu Avrupa voleybolu ile sonuca
gidilebiliyordu, ama dışarıya açılınca, artık herkesin oynadığı çağdaş
voleybola geçmek, başarılı olabilmenin tek yoluydu.
Liglerde Eczacıbaşı'nın çağdaş voleybol oynamaya başlaması, İtfaiye
(Değer ERBAY), Galatasaray (Cahit ERDOĞUŞ), Vinylex gibi güçlü
takımların bu yoldaki çabalarıyla birleşince, birtakım inatçı
direnmelere karşın, Türk voleybolunun görünümü de değişiverdi. Bunun
sonucu olarak da, kulüp takımlarımız Avrupa kupalarında finallere
yükselmeye, dereceye girmeye başladılar.
Gene Cengiz GÖLLÜ'nün Eczacıbaşı'nda yürüttüğü "Çağdaş voleybol"
çalışmalarının ürünü olan çok büyük bir başarı da, 1977 yılında,
İtalya'da, Genç Kızlar Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde elde edildi.
Genç Kız Ulusal Takımımız dörtlü turnuvada Belçika'yı 3-0, İtalya'yı
3-2, İspanya'yı 3-0 yenerek birinci oldu.




1977
Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde şampiyon olan Genç Kız Ulusal
Takımımız. Soldan sağa, ayaktakiler: Violet Kostende, Arzu Bağdatlıoğlu,
Antr. Cengiz Göllü, Deniz Dosdoğru, Selcan Teoman. Öndekiler: Yasemin
Varış, Gülnaz Ensü, Meral Babalı(Kalafatoğlu), Hülya Babalı(Erçin),
Dilek Erülker


Türkiye, Asya voleybol anlayışının etki
alanında, Doğu Avrupa'nın yüksek voleybolundan uzaklaşıp çağdaş bir
anlayışa yönelirken, hem erkeklerde, hem kızlarda, teknik, taktik
yönünden yabancı ülkelerdekine denk hatta çoğuna üstün bir voleybol
oynar duruma geldi. Bu arada, Asya voleybol anlayışının birçok hareketi
benimsendiyse de, bu sistemin temeli olan flash hareketi bir türlü
yaygınlaştırılamadı. Böylece de bizim "Çağdaş voleybol"umumda "erken
sıçrama" pek yer almadı.
Antrenörlerimizin, son yıllarda, özellikle bloktaki yetersizliğimiz
üzerinde durdukları, boy, yapı, güç sorunlarına eğildikleri gözleniyor.





Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Voleybolun Türkiye Tarihçesi
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Samantha Fox Haber Arşivi

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Spor :: Voleybol-
Buraya geçin: